İzleyiciler

31 Aralık 2016 Cumartesi

                           OKUMAYI SEVEN ÇOCUK

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman kalbur saman içine bir çocuk varmış bu çocuğun ismi Mert'miş bu çocuk kitap okumayı çok severmiş kitap okumaktan başka hiçbir şey yapmazmış çocuk hiç bilgisayar,telefon,tablet vb. teknolojik aletlere hiç bakmazmış.Uyanır uyanmaz direk kitap okumaya başlarmış bu çocuk anasınıfı ndan beri annesine ,babasına kitap oku dermiş.Mert'in okuyacak bir tane kitabı kalmış annesine demiş ki;

Anneciğim kitap almaya gidebilir miyiz lütfen okuyacak bir tane kitabım kaldı.

Tabii anneside Mert'i kıramamış demiş ki;

 Anne: Tabi ki alırız oğlum.
Mert: Yaşasın teşekkür ederim anneciğim.
Anne:Bir şey değil.

Annesi ile Mert kitapçıya gitmişler. Mert orada arkadaşı Çağan'ı görmüş,Çağan ile konuşmaya başlamışlar.
Mert: Sende mi kitap alacaksın Çağan.
Çağan: Evet, bende kitap alacağım çizgi roman mı alacaksın yoksa klasik mi alacaksın.
Mert: Tabiki klasik ben çizgi roman okumayı hiç sevmem.

Çağan'ın annesi gelmiş ve eve gitmişler. Mert ve annesi hala kitap arıyorlarmış Mert altı tane kitap almış hepside çeşit çeşit güzel kitaplarmış Mert bu kitapların hepsini beş günde bitirmeye çalışmış ve dileği yerine gelmiş beş günde hepsini bitirmiş sonra Mert'in kitabı aklına gelmiş o kitabı da iki günde bitirmiş. Mert'in üç gün sonra doğum günü varmış.


3 Gün Sonra...

Mert'in doğum günü gelip çatmış süslemeler hazır pastalar çörekler hazırmış Mert'e doğum günü hediyesi olarak bir yığın kitap gelmiş.Mert çok sevinmiş...

                                          SON

26 Aralık 2016 Pazartesi

                                       BÜYÜK HEDİYE

Bir varmış, bir yokmuş.
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde.
Deve tellal iken, horoz imam iken, manda berber iken, annem kaşıkta, babam beşikte iken…
Ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, babam düştü beşikten, alnını yardı eşikten… Annem kaptı maşayı, babam kaptı küreği, gösterdiler bana kapı arkasındaki köşeyi…
O öfke ile Tophane minaresini cebime sokmayayım mı borudur diye…
O öfke ile Tophane güllesini cebime doldurmayayım mı darıdır diye…
Orada buldum iki çifte bir kayık.
Çek kayıkçı Eyüb’e…

Eyüb’ün kızları haşarı…
Bir tokat vurdular enseme, gözlerim fırladı dışarı…
Orada gördüm bir kız…
Adı Emine, gittim yanına…
Bir tarafı tozluk dumanlık, bir tarafı çayırlık çimenlik, bir tarafı sazlık samanlık…
Bir tarafta boyacılar boya boyuyor renk ile…
Bir tarafta demirciler demir dövüyor denk ile…
Bir tarafta Mehmet Ali Paşa cenk ediyor şevk ile…
Anan yahşi, baban yahşi, kurtuldum ellerinden... Vardım masal iline.





Bir zamanlar büyük bir şehirde,büyük bir binada Akif adında   minik bir çocuk ve o çocuğunda Cenk adında bir kardeşi 
varmış. Cenk hediyeleri çok severmiş babası alabildiği zaman
hep hediye alırmış.
Tabii Cenk'de buna çok sevinirmiş.

Çok ama çok oyuncağı varmış oyuncaklardan ev geçilmiyormuş.
Ve oyuncakları evi basmış...

                                                  - son-



23 Aralık 2016 Cuma

                                                   CANIM ANNEM


    Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde 
Can adında minik tatlı mı, tatlı bir çocuk varmış.Bu çocuk amma da yaramazmış okula gitmiş. Okula gidince öğretmen-
leri Can ve Can'ın arkadaşlarına demiş ki; Yarın anneler günü çocuklar.














Çocuklar sevinçten havaya uçmuşlar.Can hemen annesine mektup yazmaya başlamış, arkadaşlarından çok ama çok önce bitirmiş.Ve şöyle birşey çıkmış.

            Canım annem seni çok çok ve çok seviyorum
            beni doğuran,büyüten ve kuralları öğreten sen
                    oldun seni çok seviyorum...

14 Ağustos 2016 Pazar

                                   BİR KIŞ GÜNÜ

              Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, Kerem adında dokuz yaşında,siyah saçlı bir çocuk varmış. Bu çocuk çok akıllı bir çocukmuş dersleri çok başarılıymış.  Boş zamanlarında ya, kitap okur, ya da, ders çalışırmış.Ve okul başlamış, başlamış başlamasına da okul açılmamış. Kerem hemen   babası Selim beye sormuş                                                                        Kerem:Baba neden okullar açılmıyor?
Diye sordu.
     Selim bey:Kar yağıyor da oğlum.
  Kerem cevabını aldıktan sonra odasına kapandı.Tam on dakika odasında kalmıştı. O anda Kerem'in odasına babası girdi.                       Selim bey:Hadi oğlum gel seninle en büyük tepeden kızakla kayalım.
      
       Kerem :Tamam baba üstümü değiştirip geliyorum. 
 Kerem heyecanla montunu aldı, beresini taktı ve babasıyla çıktılar. tepeye gittiğinde arkadaşı Aliyi gördü.

Orada Ali ile kızaktan kaydılar, yarış yaptılar,ve yarışın kazananı... Kerem Ali Keremi tebrik etti.

13 Ağustos 2016 Cumartesi

     

                                          

                                       KAMP GÜNÜ


          Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde,  Kağan adında bir çocuk varmış bu çocuğun hiç arkadaşı kalmamış  bütün arkadaşları tatile gitmişti binalarında sadece iki tane bebek kalmış onlarla da oynamak istemiyormuş. Kaan evde dersini çalışırken bütün arkadaşları tatile gitmişti. Kaan evde çok sıkılmıştı.                                     

Babasına hep tatile gidelim derdi 
babası hiç Kağan'ı dinlemezdi. Kağan hep babasına sinir olurdu.        
  Kağan'ın babası: Tamam ,bu hafta sonu kamp yapmaya gidiceğiz
 "dedi."
 
    Kağan: Oley kampa gidiyoruz!!!!
   
       Kağan hemen çadırını, kıyafetlerini hazırladı yarın gidip bir hafta sonra gelceklerdi. Kağan çok heyecanlıydı. Hemen hazırlan-  dı. Uyudu ve uyandı uyandığında herkes uyuyordu Kağan çok erken uyandığını anladı ve üstünü giydi. Kağan üstünü giydiğinde anne ve babası da uyandı. Herkes üstünü giymişti, son hazırlıklarını da yapmışlardı. Evlerinden çıktılar, kampa gitmeleri yarım saat sürmüştü.Kağan gittiklerinde hemen babasıyla çadır kurmuşlardı .Kağan ilk defa kamp yapmaya gidiyordu.Kağan Babasıyla çadırını kurduktan sonra bir tane tekne kiraladılar teknede balık tuttular . Kağan büyük bir balık tuttu, babasının 


şansına minik bir balık geldi.         Kağan ve babası doyasıya güldüler. Balıklarını tuttuktan sonra        balıklarını afiyetle yediler. Akşam olmuştu neyse ki orada sokak lambası vardı. Babası annesi ve Kağan hep birlikte top oynadılar    ve uyumaya gittiler.                                                                           



   1 HAFTA SONRA...

Ve eve dönme zamanları gelmişti Kağan ve babası çadırı toplarken  Kağan'ın annesi ise piknik sepetini ve içindekileri arabanın bagajına koyuyordu. Ve bütün işler bitmişti ,arabaya bindiler eve gitmeleri yarım saat sürdü. Eve geldiklerinde Kağanın arkadaşları  bahçede oynuyorlardı.
  Kağan: Baba arkadaşlarımla oynayabilir miyim?                             Kağan'ın Babası: Tabi ki  oynayabilirsin.            


                                          --SON--                                 

11 Ağustos 2016 Perşembe


   NÖBET DAVULU DİNLEYEN DEVE
      Küçük çocuğun biri, tarla bekçiliği yapıyordu. Elindeki defi     çalarak kuşları korkutup kaçırıyordu.                                                          Bir gün Sultan Mahmud'un yolu, o tarafa düştü.                        Karargahını o çocukcağızın beklediği tarlanın yakınlarında bir yere kurdu.             
     
        Sultan Mahmud'un ordusunda sarhoş bir deve vardı, kocaman olan nöbet davulunu onun sırtına koymuşlardı, nöbete gidişte onun sırtındaki davul çalınırdı, gelişte de. O deve bir gün çocuğu beklediği tarlaya girdi, çocuk, elindeki defi çalarak onu korkutup tarladan çıkarmaya çalışıyordu. Bilmiyordu ki deve nöbet davulunu taşıyan devedir ve elindeki defceğiz ona vız gelir.

                                                                                   MEVLANA

10 Ağustos 2016 Çarşamba




                                                                                 

                                            

      DOĞANIN KAZLARI KARAYA DAVET ETMESİ        

                Kazlar suda nazlı nazlı yüzerek geziniyor, yiyecek toplayarak tehlikelerden uzak yaşıyorlardı. Bunu gören bir doğan   kuşu onları karaya davet ederek:                                                          "Kazlar, niçin öyle suyun ortasında gezinip duruyorsunuz .Karaya gelin burada yeşil çayırlar, renkli çiçekler, bol taneli lezzetli ekinler var. Sudan çıkın bu nimetlerden faydalanın, kendinize yazık etmeyin, "dedi.                                                                                            Akıllı bir kaz ona cevap verdi:                                                          
       "Ey doğan iyi diyorsun, hoş diyorsun da. Su bizim kalemizdir   bizi korur, sudan çıkarsak binbir tehlikeye maruz kalırız. Kırların Yeşil çimenleri renkli çiçekleri,ekinleri senin olsun, suyumuz bize yeter,"dedi.                                                                                                 

    * Şeytan da doğan kuşu gibidir, akıllı olan ona kanarak kalesini terk etmez .    

                                                             MEVLANA










































9 Ağustos 2016 Salı





                                           DENİZ  TATİLİ   


çocuk çizgi filmindeki hastalanma resimleri ile ilgili görsel sonucu      Bir varmış bir yokmuş evvel 
zaman içinde kalbur saman içinde Egemen
adında kahverengi saçlı yerinde duramayan bir çocuk varmış. Bu çocuk okula gitmeyi hiç sevmezmiş, annesine hep bahaneler anlatırmış hastalandığını söylermiş                  Egemen bir gün gerçekten hastalanmış! Hastanede bir çocuk ile arkadaş olmuş.Arkadaşı okulu çok severmiş çok zeki bir çocukmuş. Egemen arkadaşını çok kıskanmış yanakları pespembe olmuş.    Oanda okula gitmek istediğini söylemiş 

11 Şubat 2016 Perşembe

                                                      ARKADAŞLIĞIN ÖNEMİ                  
Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde deve tellal iken,pire berber iken,ben
annemin beşiğini
tıngır mıngır sallar iken Cenk,arkadaşı Deniz ile top oynarken Deniz topa vurmuş. Top ağacın tepesinde kalmış Cenk
hemen Deniz'e kızmış.
 Cenk:Neden böyle bir şey yaptın Deniz?
 Deniz:Çok özür dilerim Cenk.
 Cenk:Şimdi ne yapacağız?
 Deniz:Komşunun uzun bir sopası var onu alalım.
 Cenk:Tamam.
Cenk ile Deniz komşunun sopasını almaya gittiler ama bir sürpriz ile karşılaştılar komşu taşınmıştı Cenk ile Deniz
Cenklerin evine doğru giderken,yerde bir sopa buldular Deniz hemen sopayı alıp ağacın yanına gittiler.
 Deniz:Ben bununla topu alabilirim.
 Cenk:Alsana ne bekliyorsun?
 Deniz: tamam,tamam.
Ve Deniz topu almış. Deniz, Cenk ile oyun oynar iken Cenk'in annesi Cenk'i çağırmış Cenk topunuda alıp gitmiş  De-
niz tek başına kaldığı için üzülmüş eve gitmiş tam o sırada onlarda ALIŞVERİŞ MERKEZİNE gitmişler.Ve orda Deniz
Cenk'i görmüş Cenk'le oynamaya başlamışlar...











28 Ocak 2016 Perşembe

                                                       KARNE HEDİYESİ      

 Bir varmış,bir yokmuş evvel zaman içinde kalbul saman içinde Cem adında rüyakar bir çocuk varmış. Cem bir gün alışveriş
merkezinde kayıp olmuş. Yalnız Cem kayıp olduğunun farkına varamamış. Annesi sanki Cem ile saklanbaç oynuyormuş.
 Cem: Anneee!
 Cem: Anneee! anneee!
Sonra Cem kayıp olduğunu anlamış her yeri ama her yeri aramış ama annesini bulamamış.
 Cem:Anneee! diye bağırarak uyandı. Uyandğında terladiğini farketti hemen atletini değiştirdi ve uykuya daldı. Sabah
olmuş herkes uyanmış ama Cem uyanamamış. Cemi annesi uyandırmış, Cem elini yüzünü yıkayıp sofraya oturmuş
 Cem:günaydın anne, günaydın baba
 Anne:günaydın oğlum
 Baba:günaydın oğlum
Hep birlikte kahvaltılarını yapmışlar.Cem gördüğü rüyayı anne ve babasına anlatmış
 Anne:sen bu rüyayı gerçektede yaşayabilirdin.
 Cem:evet,neyseki gerçekte olmamış
 Baba:sen böyle dediğin için bu birkaç gün sonra başına gelebilir.
 Baba: Cem ben sana karne hediyesi almışmıydım.
 Cem:hayır baba almamıştın.
 Anne:o zaman bu gün hediye almaya gidiyoruz.
 Cem:oleeeeey!
 Baba: hazırlanın o zaman gidiyoruz.
Yarım saat sonra alışveriş mağazasına varmışlar.
 Cem:baba,osuruk yastığı alabilirmiyim
 Baba:osuruk yastığı ne işe yarıyor?
 Cem:birinin oturacağı yere koyuyoruz sonra o kişi oturduğunda osuruk sesi çıkıyor.
 Baba:komikmiş ama hayır.
 Cem:o zaman sihirbaz seti alabilirmiyim?
 Baba:işte o olur.
 Cem:o zaman alabilirmiyim?
 Baba:tabiki alabilirsin.
 Cem:hadi kasadaki abiye gidelim.
 Kasiyer:hoşgeldiniz
 Baba:hoşbulduk
 Cem:sihirbaz seti almaya geldik.
 Kasiyer:iyi yaptınız. ver bakalım şunu.
 Kasiyer:nakit mi yoksa kartla mı?
 Baba:nakit
Cem sihirbaz setini almış ilk sihirini kendinde kullanacakmış ben kendimi neye dönüştürsem diye düşümürken aklına çok
komik birşey gelmiş bütün arkadaşlarını tavuğa dönüştürecekmiş arkadaşı Kerem'i evlerine çağırmış Kerem on dakika
sonra gelirim demiş ama aradan bir buçuk saat geçmiş sonra birden zil çaldı Cem Kerem'in geldiğini sanmış ama gelen
babası imiş Cem babasına üzgüncehoşgeldin demiş babası hoşbulduk demiş
 Baba:sen neden üzgünsün?
 Cem:Kerem gelirim dedi ama gelmedi.
 Baba:belki işi çıkmıştır.
 Cem:evet olabilir.
o anda kapının zili çaldı gelen Kerem idi.
 Cem:sonunda geldin.
 Kerem:beklettiğim için özür dilerim
 Cem:özrün kabul edildi.

--SON--

 

Yaramazlığın Bedeli
Bir varmış,bir yokmuş evvel zaman içinde kalbul zaman içinde 2 yaramaz çocuk varmış bu çocukların adı Çetin ve Yiğit imiş bu 2 yaramaz çocuk bir gün yataklarında zıplıyorlarmış sonra Çetin yere düşmüş Yiğit ise annesine söylemiş annesi hemen ambulans çağırmış doktora götürmüşler doktor Çetin'in kolunun kırık olduğunu söylemiş annesi Çetin'in yanına gitmiş. Çetin'in kolu alçıdaymış. Çetin:anne yarın okula gidebilirmiyim? Anne:gidemezsin. Çetin:ama neden? Anne: kolun kırılmış. Çetin üzülmüş,kardeşi Çetin'in kolu kırıldığına üzülmüş. Çetin:üzülme kardeşim. Yiğit'in yanında boya kalemleri varmış,Yiğit ile Çetin hemen tuvalete gitmiş orada her yeri boyamışlar aynalara gülen yüz, yerlere şeker çizmişler.Anneleri onları görmemiş hemen annelerinin yanına gitmişler.Eve gittiklerinde ise Çetin ile Yiğit oyuna başlamışlar. Düşünmeye başlamışlar Yiğit hemen söylemiş"saklambaç" oynuyalım. Çetin "tamam" demiş," Yiğit:hadi oynuyalım. Çetin:tamam. Yiğit:hadi kendi odamızda zıplayalım. Çetin:hadi. Çetin ile Yiğit hemen kendi odalarına gidip zıplamaya gitmişler. Zıplamışlar, zıplamışlar Çetin yere düşmüş ama hiç bir- şey olmamış ikinci defa düşmüş üçüncüdüde alçılı kolunun üstüne düşmüş.Çetin ağladı annesi Çetin 'in yanına gitmiş Çetin'in alçısı çıkmış annesi hemen ambulans çağırmış doktora gitmişler. Çetin ameliyata girmiş yarım saat sonra çıkmış annesi hemen Çetin'e sarılmış Çetin felç olmuş, tekerlekli sandalyeye oturmuş. --son--